Zorunlu Eğitime Hayır!

“Biz çocuklarımız adına herhangi bir hedef belirlemek istemiyoruz.”

“Okul, öğretmenin bağırdığı bir yerdir.”

Okulumuzdaki yüz sekiz öğretmenden yaklaşık yirmisinin dahil olduğu bir okuma grubumuz var. 2017-2018 eğitim-öğretim yılının ortasından başlayarak toplam dört kez buluştuk. Okuduğumuz kitaplar ise şunlar: Ian McEwan-Çocuk Yasası; Imre Kertesz-Kadersizlik;  J. M. Coetzee-Utanç; Catherine Baker-Zorunlu Eğitime Hayır!.

“Hayatı romanlardan okumak” şiarıyla yola çıktık ve son olarak tür değişikliğine gidip eğitim üzerine tartışabileceğimiz bir eser seçtik. Catherine Baker’ın 1985’te Fransa’da yayınlanan kitabı, çocuğunu örgün eğitime dahil etmeyen anarşist bir annenin iç dökümü. Kitabının başında kitabı kızına hitaben yazdığını ve amacının da yıllar sonra daha iyi anlaşılmak olduğunu ifade ediyor. Neticede büyük bir sorumluluk ve risk almış. Bu nedenle çocuğunun hayatını temelden değiştirecek bu kararın hesabını, o daha büyümeden vermeye çalışmış sanki.

zorunlu-egitime-hayir

Kitabın her bölümünde çeşitli eserlere yapılan atıflar, dipnotlarda belirtilmiş olsa da bütünlüklü bir bakış açısı görememek ve ortaya atılan eleştirilerin, sunulan tespitlerin argümansızlığı, çözüm önerilerinin olmayışı beklentimizi boşa çıkarmaya yetti. Oldukça sert ve yargılayıcı bir üslubu vardı. Biz yine de bir anarşistin gözünden kendimize, okuldaki var oluşumuza tekrar eleştirel bir gözle bakmış olduk ve eğitimin, öğretimin “zorunluluğunu” masaya yatırdık. Aslında kitap sohbetlerimizi değerli kılan şeylerin başında, herkesin kendi yaşamından sunduğu somut olay ve durumların beraberce yeniden değerlendirilmesi geliyor bence.

Kitabın son sayfalarında geçen “Kendimize başka bir yaşam kurmadan çocuklarımıza başka bir yaşam veremeyiz.” cümlesi hem ebeveynler için hem de öğretmenler için önemli bir meseleyi yineliyor. İnsanlar her alanda değişimi, başkasının/ başkalarının üzerinde gerçekleştirmeye çalışacakları yerde, kendi hayallerinin peşinden sonuna kadar gidebilse çevrelerine gerekli ilhamı/ katkıyı zaten vermiş olurlar diye düşünüyorum.

Bir sonraki kitabımız Philip Roth’un Sokaktaki Adam‘ı. Bu roman bizi nerelere götürecek bakalım.

 

Reklamlar